BEN VE SEN

Kelimeler sahile vurmuş, hadi gel.
Toplayalım birkaçını ve bizim olsun.
Sonra tanıdık cümleler de gelir hem.
Sonra uzanır birkaç şiir yatağımıza,
sonra seni örterim üzerime, üşüdüğümden değil.

Yatağım bir firara yataklık ediyor.
Yatağım bütün edebiyatı misafir ediyor.
Yatağım yakamoz.
Yatağım, birkac siir.
Ben ve sen.

SON DURUM

Sen hiç uslanmaz mısın sevgilim?
Gönlünde yer edindiklerin pay istiyor gözlerinden,
ben nasıl vereyim?
Ucuz biletler biriktirmişler, hiç kullanılmamış.
Sen sadece öyle bir uğramışsın yanlarına.
Masalarına, düşük rakımdaki hayatlarına…
Sen sadece konu olmuşsun kafası yüksek rakımda olanlara.

İKLİMİ KELİMELERİN

Peşinden koşması da cefası bu eski sevgili
kokan bahar aylarının.
Gazetenin üçüncü sayfasının mürekkebi akmış.
Şiirden aklım pıhtılaşmış.
Gözlüklerim bi yerde,
aklım zaten başka bi yerde.

Yine geldi şu orospu yağmuruyla nisan ayı.
Ve ben yine şarkılar yapıyorum;
ruhu,
duvarları şeffaf bi geneleve misafir
esmer kadınlara.

RENKLİ MUM

Bugün ışıkları hiç açmadık.
Mısrasıymış gibi nisan bulutlarının
yanarken renk değiştiren şu mumlar.
Bugün hep karanlıkta kaldık.

Orta yerinde şiirin,
en sevişmekten bahseden yeri
bize battı.
Bugün ışıkları hiç açmadık.
Sağımız, solumuz, önümüz, arkamız
hep bel altı.

GECE

Geç oldu. Işıkları kapat Müjgan.
Farklı yataklarda, farklı odalarda yattığımızı bilmesin kimse.
Ben hala kapıyı çalarak giriyorum eve.
İki bardak koyuyorum yemek masasına.
Sevdiğin şarkıların sesini kısıyorum.
Kimse bilmesin,
herkes
birer cumle daha eklesin
yazdığı aşk şarkılarının
nakaratlarına
diye.
.

HASTANEDEKİ KADIN

Belli ki hastane duvarlarına baka baka
bu işlerden anlayan
27 yaşlarında, kahverengi gözlü, esmer yüzlü,
yazısı biraz kötü
-şiirleri hiç okunmayan-
genç bir adamın

-belli ki hastane duvarlarına baka baka
bu işlerden anlayan
26 yaşlarında, mavi yüzlü, esmer gözlü,
yazısı diğerlerinden iyi,
şiir okuyan hiç durmadan,
dudakları güzel bir kadına-


“yarayı soğuk tutun , kan durunca 7 dikiş atın” emrinin ardından
bayılmışım.

“Güzel bi kadın boynuma dokunalı çok oldu” diyorum.
‘Bu yara çok yeni halbuki’ diyor güzel dudaklı kadın.
-ukalalığından ödün vermeyerek-
Zaten bi kadın ödün vermez.
Bi kadın başka bi kadının açtığı yarayı tanır hemen.


Bi kadın,
biri derin iki yara,
üç de şiir…
Böyleydi tekrar aşık olmam.

Diyalog1

– Henüz isminizi dahi bilmiyorum?

— İsmim önemli değil ki. İlk önce ismimi unutursunuz.

– Biraz hızlı gitmiyor muyuz?

— Terk ederken mi? Evet.

 

BUGÜN CUMARTESİ

Zamanın yutkunmaları var gözlerimizde,
usulca bir araya gelirken.
Nefesini tutuyor rüzgar, dağılmıyor saçların.
Yanaklarından dökülen her damla kelime
bir başka enkazın habercisi içinde.
Bak işte, tam burada Tanrı sufle vermeliydi.
Okşamalıydı sesim bedenini.
Ama biliyorsun. Bugün cumartesi.
Bugün tüm Tanrılar izinli.